Sürekli “İslamofobi” üzerinde durmak yerine, asıl tartışılması gereken konu “Hristiyanofobi”dir. İnsanların İslam’ı benimsemesini sağlayan şey, onun adaletidir. Allāh ﷻ katında yüce bir makama erişmek, Peygamber Efendimizi ﷺ sevmekle mümkündür.
Mevlana Şeyh Nazım’a “Adalet nedir?” diye sorulduğunda, o her zaman “Adalet, herşeyi yerine koymaktır” derdi. Cami inşası da ancak ihtiyaç duyulan yerlerde yapılmalıdır; zira cami ancak doğru yere yapıldığında faydalı olur.
Berlin’deki yeni dergâh mübarek olsun. Buradakilerden bazıları “Din nedir?” ve “Dinin dünyevi işlerle ne ilgisi vardır?” diye soruyor. Din, nasîhat temeli üzerine kuruludur. Borçları yazın; zira haram olan şey, bedene hastalık getirir.
Berlin’de yeni bir dergâhın açılışı vesilesiyle Mevlânâ, özellikle küfür diyarında dergâhların öneminden bahsediyor. Mevlânâ Şeyh Nâzım’ın niyeti de buydu.
Gerçek münafıklar kimlerdir? “İslamofobi” demek yerine, asıl fobilerin derinliklerine inin. Her türlü zulmün kaynağı her zaman gayrimüslimler olmuştur. Bir mürşidin beraber olmak çok mühimdir. Mevlânâ Şeyh Efendi, hem sûfîlerin mantalitesi hem de tasavvufa karşı olanların mantalitesideki gerçeği gözler önüne serer.